Yeni bir yazı dizisiyle karşınızdayım. Çok tarzım olmayan resimsiz bi yazı olacak.
Bilenler biliyordur; 1 senedir şehir dışında üniversitedeyim. Bu yazı dizisinde de hem şehir dışında okumak nasıl oluyor, üniversite hayatı, Adana'da okumak, yurt hayatı nasıldı, öğrenci evi nasıldı, eğer istek gelirse biraz da mimarlık öğrencisi olmaktan bahsedeceğim.
İlk senemi tamamladım. Size bu ilk yazımda yurt hayatımdan ve yurda çıkanlar için bir kaç önerimden bahsedeceğim.
Ben tüm tercih listemi şehir dışı yazarak yaptım. Kafamdaki düşünce de ilk sene yurtta kalıp yurt hayatını öğrenmek, farklı bölümlerden çevrelerden insan tanımak, farklı kişilikler tanımak daha sonra da eve çıkmaktı.
Aslında bu kararımdan hiç pişman olmadım. Evet çok zorlandım ama böyle insanlar var mıymış diyebileceğim o kadar çok farklı insan tanıdım ki adını bile bilmediğim bölümlerden arkadaşlarım oldu.
Şimdi gelelim yurt seçimine. Benim ilk hedefim çizim yapacağım için odaya kendi masamı koymama izin veren ve bana yurt hayatını gösterecek yurt bulmaktı. Bazı yurtlarda yurtta kalma hissini yaşayamıyorsunuz. Daha çok otel gibi kullanılıyor. Açıkcası ben zaten 1 sene gideceğim için o yurt hissini tadacağım bi yurt seçtim özellikle.
Ben 4 kişilik odada kalıyordum. 2 kişilikte kalıcaktım başta ama sonra iyiki de kalmamışım dedim. Çünkü 2 kişilik odada kalanların hepsi kavga edip ayrıldı. Yani 2 kişiliklerin böyle bi handikapı var, mecbursunuz birbirinize. 3 kişiliklere baktığımda da odalarının büyüklüklerinin bizimkinin yarısı olduğunu gördüm.
Tabi kalabalık odaların da zorlukları çok. Karakterleri birbirinden bambaşka 4 kişi bir sene aynı odayı paylaştık fakat ciddi bir kavga yaşamadan seneyi bitiren tek oda olabiliriz. Hem de odada 2. öğretim-1. öğretim karışık kalmamıza rağmen.
Peki kavga etmeden yurt hayatını nasıl yaşayabilirsiniz?
Bir kere kızlar yurdu dediğiniz yer dedikodu kazanı. Ben kimseye sormamama rağmen herkesin hakkında bir şeyler biliyordum. Yani dedikodu ortamına çok girmemeye çalışın. Yakın arkadaşlarım dışında kendi özelimi insanlara anlatmaktan hoşlanmam ve insanların özeli de pek umurumda değildir açıkcası. Yurt hayatını kolay geçirebilmemin önemli noktası bu.
Bir diğeri de kendinize yapılmasını istemediğiniz bir şeyi başkasına yapmayın. Bakın çok basit olaylarda bile bu çok önemlidir. En basiti eğer sabah erken kalktığınızda ses çıkarıp diğerlerini uyandırırsanız karşınızdaki ses yaptığında kızamazsınız. Bunlar benim kendi temel kurallarımdı ama yurt hayatı sadece bu kadarla bitmez.
Yurtta çok zorlandım çünkü bölümüm çok zorladı. Ben yurdu genelde uyumak ya da çizim yapmak için kullanıyordum. Kalabalık bi ailede büyümeme rağmen insan kalabalığı bu yüzden beni yoruyordu. Zaten ben boş vakitlerimi dışarda arkadaşlarımla harcıyordum. Yurda genelde dinlenmek için gidiyordum ve bu kalabalıkta kolay olmuyordu.
Ama bunun yanında aşırı eğlenceli ve hareketli bi yurdum vardı. Yorgun olup sessizliğe hasret olmadığım zamanlarda çok eğleniyordum. Çok güzel hikayeler de biriktirdim ama hepsi birilerinin özelini içeriyor. İçim hiç rahat olmadığı için bahsetmeyeceğim galiba. Ama içinde ambulanslar, mafyalar, intihar denemeleri, polis sevgililer olduğunu söylemem yeterlidir!
İçinde yaşayanlar kadar yurt görevlileri de sizin hayatınızın önemli bir parçası oluyor. Gececi ablamız takıntılıydı mesela. Odaya yoklamaya gelirdi. Arkadaşımız banyoda derdik banyoya gider kontrol ederdi falan.
Birinde gece dışarı çıktım. İmza atmayı unutmuşum yurtta kalmayacaktım. Arayıp nerdesin dedi, gelmeyeceğimi söyledim. Annenin haberi var mı sorgusundan sonra kapattı. 10 dakika sonra tekrar arayıp annemlere ulaşamadığını aslında bu yüzden beni yurda geri çağırması gerektiğini falan söyledi. Gece 1de annemi ararsan ulaşamazsın tabi. Ben çıldırdım dışarda arkadaşlarımlayım ve 100 kez aranıyorum. Delirip kavga ettim en son. Bir daha gececi ablayla da hiç sorun yaşamadım. Altın kurallardan biri: gerektiğinde kavganızı da edeceksiniz.
Sık sık teknik arızalarımız olurdu. Duştaki sıcak su klimaya bağlıydı. Klimayı aşağıdan kapattıklarında duştaysanız soğuk suda kalıyordunuz. Biri duştayken çığlık atınca diğerleri yönetimi arayıp açtırırdı.
Melissa yurda ilk ziyarete geldiğinde asansörde kaldık. Asansör ara katta kaldığı için tırmanarak çıktık. Ellerimizde projeler, bavulum, yemekler..... Çıktığımızda yurdun yarısı bizi izliyordu. Hatta resmimizi çeken bile var.
Bir diğer sıkıntımız çamaşır makinesi sırası. Ben geceleri uyanık olduğum için genelde sıra beklemez gece atardım. Fakat çamaşır atıp almaya gelmeyenlerin kıyafetlerini poşete falan koyarlardı. Kaç insan bu yüzden birbirine girdi bilemezsiniz. Ben dahil!
Durun daha bitmedi çilem. Çizim masamı alana kadar 1 hafta falan mutfakta çizim yaptım. Birinde birisi föyümün üstüne yemek koymuştu. Tek kelimeyle delirdim, yurdu birbirine kattım. Oluyor böyle şeyler alışmanız lazım. Tabi hep sorunlar yaşayan kişi değildim, benim de çıkardığım zamanlar oldu............
Yurtta katlarda ütü olurdu fakat biz oda olarak hiç o ütüyü yerinde bulamadık. Ben de en son herkes yapıyor biz neden yapmayalım diyerek bi ütüyü odaya sakladım daha sonra da odadaki halıyı ütüyle yaktım..........
Yurtta kalanlar bilir odadaki her şey sizin üstünüze zimnetlidir. Ben de ütü masasını yerinde bulamayınca(ben yine ütüyü çaldım millet masayı çalıp saklıyordu) ne olucakmış ki diyerek halıda yaptım ve üstünde unuttum. Halı yandı tabi oda kokuyor gececi abla gelmek üzere. Tüm oda örgütlendik üstüne 3lü priz koyduk. Bu koku ne dediklerinde de 3lü priz yandı bu ne biçim elektrik sistemi falan dedik. Nasıl inandılar hala bilmiyorum halıda kocaman bir ütü izi vardı.
Eğleniyordum ama Adana'ya alışmakta en zorlandığım kısım da yurt oldu. Özellikle Ankara'ya gidip döndüğümde adaptasyon zorluğu oluyordu. Yani yalnız kalamıyorsunuz, üzüntünüzü de sevincinizi de en az 4 kişi birlikte yaşıyorsunuz, ailenizi özlüyorsunuz, her işinizi kendiniz hallediyorsunuz, her şeyiniz ortak; hele ki banyoyu ortak kullanmak zor.
O yüzden eğer sorumluluk alırım diyorsanız, aileniz de izin veriyorsa 1 sene yurt hayatı için ideal. Daha sonra eve çıkmanızı ya da tek kalmanızı tavsiye derim. Tabi daha ev hayatını yaşamadım onun zorlukları da bambaşkadır. Gerçi şimdiden ev tutma, emlakçı muhabbetleri gibi zorluklarıyla tanıştım ama. Gelen yorumlara göre bu yazıyı devam ettirip ev hayatımızı da anlatacağım.
Şimdiden evi bulma hikayemiz ve temizlik zamanlarımız yazıya hazır yaşanmışlıkla dolu!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder